Ülkemizde sanıyorum hiçbir mutfak yoktur ki salça kullanılmasın. salça esasında eski zamanlarda sadece belli mevsimde biber bulabilen (domatesi bu coğrafyada 400 sene öncesine kadar bilen yok zaten 🙂 ta ki Amerika’dan Avrupa’ya oradan Osmanlı’ya yayılana kadar. geldiği gibi de yememişler tabi uzunca süre renginden midir çeri boyutundan mıdır süs bitkisi olarak kullanılmış zehirli olduğu sanılarak yenmemiştir. birkaç kişi yemişse de mutfakta yer etmesi uzun sürmüş. biber ve domates güzel gıdalar da her zaman yok. e onlarsız yemek de yenmiyor bir alıştıysanız. her nasılsa atalarımız bunun konsantresini yapıp tuz ve kurutma yardımıyla bozulmayacak hale getirmişler. öncelikle sebzemizin kızarması lazım. kızarmış biber veya domatesi püre haline getirdikten sonra isterseniz geniş bir kaba veya havuza yayarsınız arada karıştırmak suretiyle güneş gereğini yapacaktır. suyunu buharlaştıracak, kalanını adeta güneş ile pişirecektir. biberin iç kısmındaki yağ dahi açığa çıkıp güneşte kurumuş salçanın o parlak canlı rengini ve aromasını verecektir. öte yandan domates için işlem kaynatma ile de olabilmektedir. domates püresi iyice kaynarsa salça kıvamına gelir ancak güneşte olması tercihimizdir. domatesin çokça suyu çıkacak posası üstte kalacaktır. suyunu alırsanız kurumasını hızlandırırsınız. ama çok değil bir miktar kalsın. biberde ise olduğu gibi serin güneşe havaya göre bir hafta 10 gün içinde salçanız hazırdır
tadı etkileyen faktörler
genel olarak biber cinsi. kapya çok verimli daha çok salça çıkıyor ama aroma anlamında yerli yerel biber cinslerinin aromaları daha çok beğeniliyor


